PPWR yürürlüğe girdi: aranan bir belge değil, hazır bir dosya
AB Ambalaj ve Ambalaj Atıkları Tüzüğü'nün ilk yükümlülükleri 12 Ağustos 2026'da devreye girdi. Tüzük ortada bir sertifika öngörmüyor; piyasaya sürülen her ambalaj için uygunluk değerlendirmesi, AB uygunluk beyanı ve saklanan bir teknik dosya istiyor.
Türkiye'de en sık yapılan hata, ortada olmayan bir PPWR belgesi aramak. Tüzük bir belgelendirme kuruluşundan alınacak sertifika tanımlamıyor. İstediği şey, ambalajın kurallara uygunluğunu gösteren bir uygunluk değerlendirmesi, bunun üzerine imzalanan AB uygunluk beyanı ve denetimde istendiğinde sunulmak üzere saklanan teknik dosya. Ambalajın üzerinde üreticinin kimlik ve iletişim bilgilerinin bulunması da ayrı bir yükümlülük.
12 Ağustos 2026'da devreye giren yükümlülükler tüzüğün tamamı değil. Geri dönüştürülebilirlik, geri dönüştürülmüş içerik oranı, ambalaj minimizasyonu, yeniden kullanım hedefleri ve bazı ambalaj yasakları kademeli bir takvimle sonraki yıllarda uygulanacak. Bugün bakılması gereken, ilk turda yürürlüğe giren başlıklar.
İlk turdakilerin arasında somut sayılar da var. E-ticaret paketlerinde boş hacim, teknik olarak kaçınılmaz olmadıkça yüzde kırkı aşamıyor. Endişe verici maddeler tarafında ise gıdayla temas eden ambalajlarda PFAS için sınır değerler getirildi; bu sınırları aşan ambalaj AB pazarına sürülemiyor.
Genişletilmiş üretici sorumluluğu tarafında, ürünün gönderildiği üye ülkede yerleşik olmayan her üreticinin o ülkede yerleşik bir yetkili temsilci ataması gerekiyor — her üye ülke için ayrı ayrı. Birden çok ülkeye satış yapan bir ihracatçı için bu, tek bir atamayla kapanan bir iş değil.
Dosyayı hazırlamayan ihracatçı için asıl risk, gümrükte durdurulmak değil. Risk, alıcının tedarikçi denetiminde ortaya çıkıyor: AB'li müşteri kendi uygunluk zincirini kurmak zorunda olduğu için dosyayı sizden isteyecek. Dosyası olmayan tedarikçi, olanla aynı masada oturamıyor.